Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2010 Perşembe

Nihal Kemaloğlu yazdı:

Sermaye yararına anayasal güvence

Kaynak: Akşam gazetesi

Piyasacı devletin, dereler tepeler dahil tüm ülke varlık ve kaynaklarını sermayeye açan azman girişimciliği, artık anayasa tarafından da güvence altına alınacak!

Küreselleşmenin sermaye birikim rejimine, 'kamu kuruluşlarını' hibe ederek katılan Türkiye'nin, yeni kaynak aktarımını kolaylaştıracak köklü çözümü, anayasa paketine koyuldu.

Anayasa değişikliğinde 125. maddeye eklenen 'yerindelik denetimi', demokrasi paketinin esas motivasyonunu ve ruhunu teşkil ediyor.
Böylelikle liberal demokrasilere bile dudak uçuklatan, gözü kara özelleştirmelere, anayasal dayanak ve teminat sağlanıyor.

Taş, toprak, su havzası, dere, dağ, kıyı, ulaşım, eğitim, sağlık, kent, katma değeri yüksek kamu varlıkları, kamusal hizmetler, sosyal haklar, kısacası tüm doğa, insan ve toplumsal yaşamın bütün süreçleri, yargının 'yerindelik denetiminden muaf' tutularak piyasalaşacak.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Ragıp Duran yazdı:

Medyası AKP'yi kurtarmaya çalışırken...

AKP medyası referandum sonucundan emin değil. Çünkü desteği çok az üstelik Hayır ve Boykot cepheleri güç kazanıyor.

Kaynak: BirGün | http://bit.ly/aRGy4K

AKP, tüm iktidar partileri gibi, özellikle ikinci kez genel seçimleri kazandıktan sonraki süreçte medya mülkiyeti alanına özel bir önem vermeye başladı. Çünkü ikinci iktidar dönemiyle birlikte neredeyse doğal olarak başlayan yıpranma/zayıflama/kan kaybetme sürecinde AKP’nin medyaya daha fazla ihtiyacı olacaktı. Parlamenter muhalefetin ve karşıtlarının sesini ne kadar kısabilir ve kendi propagandasını ne kadar sürdürebilirse, iktidarının o kadar sağlam ve uzun süreli olacağına inanıyor(du). Oysa ki medya desteği, hiçbir zaman hiçbir yerde bir siyasi iktidarın tek ve tayin edici dayanağı olmamıştır, olamaz da. Zaten sadece AKP’nin iktidara ilk geldiği 2002 yılındaki medya desteği ile bugünkü medya desteğini kıyasladığımızda bu gerçeği somut olarak görebiliriz.

3 Ağustos 2010 Salı

Mesut Gülmez yazdı:

Grev ve Toplu Sözleşme Rüyası

Toplu sözleşme hakkının tanındığı savı, böyle olduğunu düşünen kimi yazarlar ve özellikle sendikalar açısından tam anlamıyla bir yanılsama, düzenleyenler açısından ise gerçek bir aldatmacadır.

Kaynak: Radikal İki | http://bit.ly/cwsCo5

Referanduma sunulan tek yanıtlı paketin memurlara grev hakkı tanımamış olsa da toplu sözleşme hakkını tanıdığı ileri sürülüyor ve sanılıyor. Özelikle, “paketin içinde yanlış bulduğumuz hiçbir şey yok” diyen Memur-Sen’in görüşü de böyle. Gerçek durum nedir, grev hakkını bir yana bırakalım, acaba “toplu sözleşme hakkı” gerçekten tanınıyor mu?

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Ece Temelkuran yazdı:

Bıktık!


Kaynak: Haber Türk | http://bit.ly/9Sau3E
 
Bıktım... AKP'nin iktidara gelişinden beri memleketi etkisi altına alan şizofrenik siyasal iklimden bıktım. Siyasal olarak aynı çizgide olduğum, ahlaken de birbirimizin arkasında duracağımız arkadaşlarımla ikide bir kendimi farklı "kamplarda" bulmaktan da bıktım. Bu lüzumsuz ve yıpratıcı sürecin parçası olup kendimi istemediğim insanlarla aynı kamplarda bulmaktan, insanları kırmaktan, kırılmaktan da bıktım. Üstelik bu siyasal iklimde reel politik hesaplarla mı düşünmeli, sonucuna bakmadan ahlaki bir tavır mı almalı sorusundan da bıktım. O yüzden boykot!

Beni ve benim gibileri, hayır dedikleri takdirde Geçici 15. Madde'nin değişmesine hayır diyor konumuna düşüren, evet desen bir siyasal hıncın ve hırsın parçası olmaktan kurtulamayacağımız bu "darlanmaya" karşı boykot!

29 Temmuz 2010 Perşembe

Aziz Çelik yazdı:

Grev Statükosu



NedenBoykot'tan: Değişiklik paketi emek dostu mu? Statükonun karşısında mı? Peki statüko ne? Aziz Çelik, referandum etrafında oluşturulmaya bir yalanı teşhir ediyor: AKP'nin yapmak istediği emekçiler üzerindeki statükonun devam etmesini garanti altına almak.